#

İstanbul

Topkapı Sarayı’daki tablolar gün yüzüne çıkarılıyor

İstanbul Topkapı Sarayı’nın deposundaki tablolar onarılıp gün yüzüne çıkarılıyor

İstanbul Topkapı Sarayı’nın depolarında ve koleksiyonunda muhafaza edilen tablolar, Milli Saraylar Tablo Restorasyon Atölyesi’nde onarılarak yeniden hayat buluyor. Koronavirüs sürecinde de onarımına devam edilen,  16’ıncı yüzyıl ile 20’inci yüzyıl tarih aralığından günümüze ulaşan 200 tablonun, yeni dönemde Milli Saraylar’a bağlı Resim Müzesi’nde sergilenmesi planlanıyor. 

Koronavirüs salgını nedeniyle geçici olarak ziyarete kapanan Milli Saraylar İdare Başkanlığı, bu süreçte atölyelerindeki restorasyon çalışmalarını devam ettiriyor. Topkapı Sarayı’nın deposunda ve koleksiyonunda muhafaza edilip Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı devredilen yaklaşık 2700 tablo, Milli Saraylar Tablo Restorasyon Atölyesi’nde onarılarak ilk günkü görüntüsüne kavuşuyor. Tabloların restorasyonu, Yıldız Şale ve Resim Müzesi’nde olmak üzere iki atölyede dönüşümlü olarak mesai yapan 6 kişilik ekiple gerçekleştiriliyor.

Geçici atölye kuruldu

Topkapı Sarayı’ndan devralınan tablolardan ilk etapta 200’ünün restorasyonuna başlandı. Tabloların restorasyonu için Resim Müzesi’nin bodrum katında geçici bir atölye kuruldu. Eserler burada fotoğrafları çekilerek belgelendi ve kondisyonları test edildi. Ayrıca ultraviyole ve infrared çekimleri de yapıldı. Eserin ressamına, imzasına ve yüzyılına dair ipuçları değerlendirildi. Topkapı Sarayı’ndan Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı envanterine dahil edilen bu tablolarla, Resim Müzesi’nde ‘Türkiye’nin en zengin padişah portreleri’ koleksiyonunu oluşturuluyor. Bu birikim aynı zamanda ‘en zengin Enderunlu ressamlar’ koleksiyonunu da beraberinde getiriyor. Yeni tablolar arasında Halil Paşa’nın yaptığı padişah portreleri, son halife Abdülmecid Efendi’nin belge nitelikliğindeki resimleri, Ressam Rafael Manas’a ait Sultan III. Selim’in şehzade iken yapılmış portresi, son halife Abdülmecid Efendi’nin Rus ressam Ayvazovski’den esinlendiğini gösteren manzarası da bulunuyor. Ayrıca Halil Paşa’nın, Halife Abdülmecid Efendi’nin ve Enderunlu ressamların ilk defa sergilenecek tabloları yer alıyor. Tema olarak porte ve manzara ağırlıklı olan bu tablolar, yüzyıl olarak da 16’ıncı yüzyıldan 20’inci yüzyıla kadar uzanan bir tarih aralığını kapsıyor. Eserlerin Resim Müzesi’nin yeni bölümünde bu yıl  içinde sergilenmesi planlanıyor.

“Çok farklı ve güzel bir koleksiyon”

Tabloların portre, manzara ve belge niteliğindeki soyağaçları gibi çok farklı ve güzel eserlerden oluşan bir koleksiyonu oluşturduğunu söyleyen Milli Saraylar Tablo Restorasyon Atölyesi Sorumlusu Hatice Biga, şunları söyledi:

“Milli Saraylar’a Topkapı Sarayı’ndan devrolan 2700 küsur tablo mevcut. Bu tablolarla ilgili Resim Müzesi’nde sergilenecek aşağı yukarı 200 tablonun bir kısmının restorasyon, bir kısmının konservasyon çalışması ve sergiye hazırlık çalışması sürdürülmekte. Tablolardan bazılarının bakım ve onarımı tamamlandı, sergi alanına taşındı. Onlar, çerçevelerle ilgili de bir restorasyon süreci geçirdi. Şu anda çerçeveleriyle birleştirilme işlemleri sürdürülüyor. Burada bulunan tabloların da bir kısmında restorasyon çalışması gerekiyor. Onlarla ilgili restorasyon çalışması yapılıyor. Bir kısmının da sadece bakım ve konservasyon çalışması yapılıp sergi alanına geçirilecek. Devraldığımız tablolar 16’ıncı yüzyıl ve 20’inci yüzyıl aralığında, farklı konseptlerde, farklı yerli ve yabancı ressamlara aitler. Portreler, manzaralar, belge niteliğinde soyağaçları gibi çok farklı ve çok güzel bir koleksiyon bulunmakta” ifadelerini kullandı.

“Her tablo farklı bir süreç gerektiriyor”

Hatice Biga, her eser onarımının farklı bir süreç olduğunu belirterek, “Milli Saraylar bünyesindeki tablo restorasyon atölyesi Yıldız Yerleşkesi içerisinde, fakat bu sergiye özel olarak Resim Müzesi’nde böyle bir atölye oluşturuldu ve hem Yıldız Yerleşkesi’nde hem de Resim Müzesi’nde iki atölye olarak şu an bu çalışmaları sürdürmekteyiz. Umuyoruz ki 2020 yılı içerisinde bir açılış yapılır. Her tablo farklı bir süreç gerektiriyor. Kimilerinde bozulma çok fazla ve hasar çok yoğun olabiliyor, kimileriyse bu kadar hasarlı olmayıp sadece genel bir bakımla ya da genel bir temizlik çalışmasıyla sergiye kazandırılıyor. Burada her eser için farklı bir süreç söz konusu” dedi.